beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...
SON DAKİKA

Rozetini Akşener taktı: 'Efsane' şarkıcı İYİ Parti'nin adayı oldu!

Şarkıcı Hakan Peker, İYİ Parti’ye katıldı. İYİ Parti lideri Meral Akşener, rozetini taktığı Peker’i İYİ Parti’nin Safranbolu Belediye Başkan Adayı olarak ilan etti.
facebook-paylas
 Tarih: 11-10-2023 14:05:21

Rozetini Akşener taktı: 'Efsane' şarkıcı İYİ Parti'nin adayı oldu!

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Türk SİHA’sını düşüren ABD uçağının İncirlik Üssü’nden havalandığı iddiasıyla ilgili “Resmi kurumlardan bir Allah’ın kulu çıkıp da ‘yok öyle bir şey’ demiyor... Bu vahim iddia doğru olsun ya da olmasın buradan açıkça ilan etmek istiyorum. Eğer Amerikan Devleti, Türkiye’nin bu coğrafyadaki varlığından rahatsızca derhal Türk topraklarında bulunan İncirlik Üssü’nü de boşaltmalıdır. Düşürdüğü SİHA için Türkiye’ye gereken tazminatı misliyle ödemelidir” dedi.

Akşener, emeklilere 5 bin lira ikramiye ödemesiyle ilgili de “Bir kereye mahsus, 5 bin lira vermek yetmez. Sadaka mı dağıtıyorsunuz? Kendinize gelin” diye konuştu.


İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bugün TBMM grup toplantısında konuştu.



Akşener, konuşmasından önce partisine katılan şarkıcı Hakan Peker’i kürsüye davet ederek rozetini taktı. Akşener, Peker’in yerel seçimlerde Safranbolu Belediye Başkan adayı olacağını söyledi.

Akşener, grup konuşmasında şunları söyledi:


“ORTA GELİRLİ VATANDAŞLARIMIZI HER GÜN DAHA DA FAKİRLEŞTİRİYOR”

Gıda enflasyonu, en önemli milli güvenlik sorunlarımızdan biri haline geldi. Buradan iktidar mensuplarına bir kez daha sesleniyorum; eğer ki, enflasyonla samimi bir mücadele yapacaksanız işe tarımdan başlayacaksınız. Ayrıca sanayi politikasındaki ithalat bağımlılığını azaltacaksınız ki, kur her zıpladığında enflasyon da artmasın. Ticaret politikasında; üretim zincirinin tekelleşmesinin önüne geçeceksiniz. Maliye politikasında ise önce kendinizden, lüksünüzden tasarruf edeceksiniz. Çünkü saray hayatınızı, lüks ve ihtişam merakınızı sürdürmek için arttırdığınız vergiler, hem enflasyonu tırmandırıyor hem de dar ve orta gelirli vatandaşlarımızı her gün daha da fakirleştiriyor. İşte tüm bunları, istikrarla yaparsanız enflasyonla mücadelede başarı sağlarsınız. Ama yok, sadece Merkez Bankası’nın Sayın Erdoğan’ı giderek kızdıran faiz artışlarına bel bağlarsanız; ne enflasyon düşer ne de Merkez Bankası yönetimi, 2025’i görebilir. Bizden söylemesi…

“7500 LİRA, BUGÜN MAALESEF GENEL EMEKLİ AYLIĞI HÂLİNE GELDİ. EMEKLİLERİMİZİN, NEREDEYSE 10 MİLYONU BU SEVİYEDE MAAŞ ALIYOR”

Tabii bir de emeklilerimiz var… Ülkemizde, yaklaşık, 15 milyon 500 bin kişi, emekli aylığı alıyor. Yani nüfusumuzun, yaklaşık yüzde 18’i…Ekonomimizin içinde bulunduğu şartlarda, 7500 liraya, kiralık ev bulmak bile zor bir hâle gelmişken ki büyükşehirlerde hemen hemen imkânsız. Nüfusumuzun yüzde 18’inin aldığı en düşük emekli aylığı 7500 lira… Üstelik 7500 lira, istisnai bir maaş da değil… Aslında, en düşük aylık olması gereken 7500 lira, bugün maalesef genel emekli aylığı hâline geldi. Emeklilerimizin neredeyse 10 milyonu, bu seviyede maaş alıyor. Böyle bir adaletsizlik olur mu? Böyle bir vicdansızlık olur mu? Böyle bir hesapsızlık olur mu? Biliyorsunuz, Sayın Erdoğan, geçmişle kıyaslama yapmayı, pek sever…‘Biz geldiğimizdee…’ diye başlayan cümlelere bayılır. O yüzden gelin, biz de şimdi bir geçmiş kıyaslaması yapalım. Ama öyle, onlar gibi işimize geldiği gibi, eğip bükerek değil hakkaniyetle yapalım: 2002 yılının ocak ayında, en düşük emekli aylığı 216 liraydı.

“AK PARTİ İKTİDARINDAN ÖNCE EMEKLİLERİMİZ, ASGARİ ÜCRETİN ÜZERİNDE EMEKLİ AYLIĞI ALIRKEN, 20 YILIN SONUNDA BU DURUM TAM TERSİNE DÖNMÜŞ”

Peki asgari ücret ne kadardı, biliyor musunuz? 163 lira 50 kuruş. Yani 2002 yılında, en düşük emekli aylığı, net asgari ücretin, 1,3 katıymış…Eğer bu oran, bugün geçerli olsaydı, en düşük emekli maaşının, 14.800 lira olması gerekirdi. Ama bugün, asgari ücretin neti, 11.402 lirayken; en düşük emekli aylığı, 7500 lira. Yani oran, tersine dönmüş. Asgari ücret, emekli aylığının 1 buçuk katına çıkmış. Yani Ak Parti iktidarından önce, emeklilerimiz, asgari ücretin üzerinde emekli aylığı alırken, 20 yılın sonunda bu durum tam tersine dönmüş. Asgari ücretlilerimiz zaten perişan, ama emekliler perperişan…2018 yılından bugüne kadar, emekli maaşı yaklaşık 5 kat artmış. Peki, bu maaş ile geçinebilmeleri mümkün mü? Bir yandan kira, bir yandan elektrik, su, doğalgaz faturaları, diğer yandan da temel giderlere, gıda harcamalarına 7.500 lira yetebilir mi? Elbette yetmez. Yetmiyor da…

“SAVAŞMANIN, BİR HUKUKU VARDIR. EĞER MASUMLARI ÖLDÜRÜYORSAN BU SAVAŞ DEĞİL, TERÖRDÜR”

İnsanlık adına, utanç verici günlerden geçiyoruz… Radikal siyasetin ve terörün, nasıl da birbirini besleyen bir sarmal olduğuna bir kez daha acı bir şekilde şahit oluyoruz. Geçtiğimiz hafta sonundan beri İsrail-Filistin ekseninde başlayıp, dün itibarıyla Suriye ve Lübnan’a da yayılan çatışmalarla beraber bölgede, maalesef uzun süreli sonuçları olacak, bir dönüm noktasındayız. Öncelikle şunu söylemek isterim ki; yıllardır İsrail’in sürdürdüğü, orantısız güç kullanımı ve ‘güçlüyüm, öyleyse haklıyım’ yaklaşımı, Filistin’i, günden güne daha da daralan bir coğrafyaya sıkıştırdı. Ve ne yazık ki bu sıkışmışlıktan barış yerine, huzur yerine, terör doğdu. Savaş kötüdür. Ancak savaşmanın bir hukuku vardır. Eğer masumları öldürüyorsan bu savaş değil, terördür. Eğer kadınların, ırzına saldırıyorsan bu savaş değil, terördür. Eğer asker veya sivil ayrımı yapmadan saldırıyorsan, bunun meşru bir yanı olamaz, bu terördür. Yani, her şart ve ortamda, önce terörün adını koymamız lazım. Eğer bunu yapmazsak, başka ülkelerin, PKK/YPG terör örgütünün alçak eylemlerine gösterdiği, ikiyüzlü tavra, karşı durma meşruiyetimiz de azalır.

“HAMAS, YAPMIŞ OLDUĞU BU EYLEMLER İLE FİLİSTİN HALKININ HAKLI MÜCADELESİNE KARA BİR LEKE SÜRMÜŞTÜR”

Nitekim, bu olay vesilesiyle Türkiye’den çıkan seslerin, verilen tepkilerin, aynı zamanda iç siyasete yönelik bir turnusol kağıdı olduğunu da söylememiz gerekiyor. Terörün herhangi bir hakkı, hukuku yoktur. Yıllarca, PKK/YPG terörüyle mücadele etmiş bir ülke olarak, biliyoruz ki; teröre hiçbir kılıf uydurulamaz. İşte bu yüzden; hedefine sivilleri alan, kadın bedeni üzerinden, çirkin ve kirli bir propagandaya dönüşen, her türlü saldırı, kim tarafından yapılmış olursa olsun bir insanlık suçudur, bir ahlak suçudur, bir terör suçudur. Gazze’de yaşananlar terördür. Ve Hamas, yapmış olduğu bu eylemler ile Filistin halkının, haklı mücadelesine kara bir leke sürmüştür. 1967 sınırları çerçevesinde bağımsız bir Filistin Devleti’nin kurulma çabaları sürerken; bölgenin istikrara kavuşması için dünya kamuoyu destek verirken; bu terör eylemi, en büyük zararı Filistin halkına vermiştir. Ve nitekim, yıllardır uluslararası hukuku çiğneyen İsrail’i bugün, dünya kamuoyu nazarında mağdur hâline getirmiştir.

“NASIL Kİ HAMAS’IN UYGULADIĞI TERÖRÜN, KARŞISINDA DURUYORSAK; İSRAİL’İN, BAYRAM GÜNÜ KUDÜS’TE MÜSLÜMANLARA ATEŞ AÇAN TERÖRÜNÜN DE KARŞISINDA DURUYORUZ”

Biz İYİ Parti olarak her konuda olduğu gibi bu konuda da Türkiye’nin, her şeyden önce millî menfaatlerimiz çerçevesinde hareket etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu doğrultuda; Dışişleri Bakanlığı’nın bugüne kadar sergilemiş olduğu sağduyulu ve dengeli duruşu doğru buluyor; en azından şu ana kadar, eski hatalardan ders çıkartılmış olmasından memnuniyet duyuyoruz. Konuyu, uluslararası hukuk çerçevesinden değerlendiren ve bölgede barışın tesis edilmesini önceleyen mevcut yaklaşımı destekliyoruz. Ne var ki; diğer yandan da milletimizi, hemen her konuda tehdit eden kutuplaşma ikliminin Filistin-İsrail arasında yaşanan olaylarda da artık ezberlediğimiz çirkin yüzünü göstermeye kalktığına şahit oluyoruz. Birbirine zıt ama aynı oranda tehlikeli, iki anlayış söz konusu; bir tarafta Hamas’a ‘din kardeşlerimiz’ diyerek yapılan terör eylemini meşrulaştırmaya çalışan sığ bir zihniyetin temsilcileri var.

“AMERİKAN DEVLETİ, TÜRKİYE’NİN BU COĞRAFYADAKİ VARLIĞINDAN RAHATSIZSA DERHAL TÜRK TOPRAKLARINDA BULUNAN İNCİRLİK ÜSSÜ’NÜ DE BOŞALTMALIDIR”

Geçtiğimiz hafta, sınır ötesinde terör yuvalarına karşı yaptığımız operasyonlarda bir insansız hava aracımız ABD tarafından düşürüldü. Yapılan açıklamada, SİHA’mızın ABD üssüne fazla yaklaşması sebebiyl, düşürüldüğü belirtildi. Saray medyası ise günlerdir SİHA’mızın nerede düşürüldüğünü, ABD üssüne ne kadar yaklaştığını ve ABD’nin bizden ne kadar korktuğunu tartışıyor. Oysa, asıl sorgulamamız gereken SİHA’mızın, ABD üssüne ne kadar yaklaşıp yaklaşmadığı değil, terör örgütünün dibinde ABD üslerinin ne aradığıdır. Asıl sorgulanması gereken SİHA’mızı düşüren ABD uçağının nereden havalandığıdır? Pentagon tarafından yapılan açıklamaya göre ABD, düşürdüğü SİHA’nın Türkiye’ye ait olduğunu biliyor. Yani, Türkiye’ye ait olduğunu bile bile düşürüyor. Hâlbuki bu uçuş, Türkiye’nin uluslararası haklarından kaynaklanan meşru bir uçuştur. Orada, uluslararası hukuka aykırı şekilde bulunan ise Türkiye değil, Amerika’dır.

İşin daha da ironik olan tarafı ne biliyor musunuz? İddialara göre bu uçak, Türk SİHA’sını düşürmek üzere İncirlik Üssü’nden yani Türkiye’den havalanıyor… Üstelik, resmi kurumlardan bir Allah’ın kulu çıkıp da ‘yok öyle bir şey’ demiyor…Ama bu vahim iddia, doğru olsun ya da olmasın buradan açıkça ilan etmek istiyorum; eğer, Amerikan Devleti, Türkiye’nin bu coğrafyadaki varlığından rahatsızsa derhal Türk topraklarında bulunan İncirlik Üssü’nü de boşaltmalıdır. Aynı zamanda düşürdüğü SİHA için Türkiye’ye gereken tazminatı, misliyle ödemelidir. Ancak ibretle görüyoruz ki maalesef, bu rezil hadise de tıpkı askerimizin başına çuval geçirilmesinde olduğu gibi, kapatılmaya çalışılıyor. Çünkü kürsülerden esip gürleyenler, söz konus ABD oldu mu nedense süt dökmüş kediye dönüyor. Ancak biz biliyoruz ki; ABD, bu küstah cesareti, kırmızı halılar ile uğurlanan Rahip Brunson’dan alıyor. ABD bu cesareti, iktidarın basiretsizliğinden alıyor. Hani ABD’ye gidip ‘biz sığınmacılara, çok güzel bakıyoruz’ diye şirinlik yapanlar var ya… İşte ABD, bu cesareti onlardan alıyor. Hem terör örgütü PKK’ya silah yardımı yapacaksın hem de çocuk kandırır gibi yardımları YPG’ye yaptığını, YPG’nin de PKK olmadığını söyleyeceksin…İşine geldiğinde, müttefik edebiyatı yapacaksın, sonra da benim sınırımda benim SİHA’mı düşüreceksin…Üzerine de pişkin pişkin konuşup, kendini haklı çıkarmaya çalışacaksın… Hadi oradan be, hadi oradan! Her ne kadar bugün iktidar, bu şımarıklığa, bu hadsizliğe, gereken cevabı verememiş olsa da biz İYİ Parti olarak şunu çok iyi biliyoruz ki tarihin, hiçbir zaman tozlanmayan sayfalarında, lazım geldiği her vakit, şu sözü edebilen bir Türk devleti daima var ve payidar olacaktır. ‘Yeni şartlarla, yeni bir dünya kurulur. Türkiye de, bu dünyada yerini bulur.'"

 


  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER SİYASET Haberleri
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  HAVA DURUMU
  HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI